10 Mart 2026 - 09:32
Yeni liderin seçimi üzerine tartışmalara akılcı, hukuki ve tarihî yanıt: İran’da liderlik miras yoluyla devredilmez

İslam Devrimi’nin şehit olmuş liderinin ardından yapılan son seçim sürecinde ortaya atılan “mirasen liderlik” iddialarına karşı, İslami ve anayasal sistemin temel ilkeleri doğrultusunda akılcı, hukuki ve tarihî açıklamalar yapıldı. Müslüman yazar Seyyid Mehdi Nurani, Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’nin Meclis-i Haberkan tarafından lider olarak seçilmesinin kesinlikle veraset temelli değil, anayasal kıstaslara dayandığını vurguladı.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran İslam Cumhuriyeti’nin siyasi yapısında temel ölçüt kanunilik olup, herhangi bir kişinin liderlik makamına gelmesi yalnızca Meclis-i Haberkan’ın uygunluk değerlendirmesi ile mümkündür. Bu sistemde veraset kavramı yer almamaktadır. Lider seçimi, halkın doğrudan katılımıyla seçilen uzman ve takvalı temsilcilerden oluşan Meclis-i Haberkan’ın, anayasal ölçütler çerçevesinde yaptığı kapsamlı değerlendirmeler sonucunda gerçekleşir.

Anayasanın 109. maddesine göre, liderde bulunması gereken başlıca özellikler arasında;

  • fıkıh konularında fetva verecek düzeyde bilimsel yetkinlik,
  • adalet ve takva,
  • doğru siyasi ve toplumsal görüş, dirayet, cesaret, yöneticilik kabiliyeti ve yeterli liderlik gücü,
  • ve özellikle devrim yoluna derin, samimi bir inanç yer almaktadır.

Bu bağlamda, Seyyid Mehdi Nurani’nin kaleme aldığı analizde Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’nin liderliğin miras yoluyla devralındığı iddialarına yasal ve dinî gerekçelerle yanıt verildi. Nurani şu noktaları öne çıkardı:

  1. Meclis-i Haberkan, halk tarafından seçilen uzman ve takvalı temsilcilerden oluşur. Bu kurul hiç kimseyi delilsiz olarak seçmez; verdikleri kararlar dinî ve hukuki açıdan bağlayıcıdır. Bu nedenle, liderlik mîrâsî bir hak değil, yasaya dayalı bir seçimin sonucudur.
  2. Meclis-i Haberkan’ın bir kişiyi liyakatli bulması durumunda onun liderliği tüm ümmet için geçerli olur.
  3. “Miras” kavramı, liyakat süreçlerinde yeri olmayan bir tanımdır. Nurani, bir örnekle açıklayarak “Bir babanın doktor olması, oğlunun da doktor olmasına engel değildir; yeterli uzmanlık sahibi olduğu doktorlar birliği tarafından onaylanmışsa bu ilişki miras değil, ehliyet göstergesidir” dedi.
  4. Tarihî örnek olarak Kur’an’daki “İnnallāhe istafâ Âdeme ve Nûhan ve Âle İbrâhîme ve Âle İmrâne alel âlemîn” (Âl-i İmrân 33) ayetine değinilerek, Allah’ın seçilmiş soyları arasında temiz ve güvenilir nesillerin bulunduğu hatırlatıldı.
  5. Şiî tarihinden de örnek verilerek, İmam Mehdi’nin (a.f.) döneminde hem baba hem oğul olan Osman bin Said el-Amrî ile Muhammed bin Osman’ın özel naip olarak atanmasının, miras değil güven ve liyakat temelli bir görevlendirme olduğu ifade edildi.

Nurani, değerlendirmesinin sonunda şu vurguyu yaptı:

“İslam ve İran’ın siyasi yapısında belirleyici olan şey kanundur; her kişinin meşruiyeti, Meclis-i Haberkan’ın yaptığı liyakat incelemesine bağlıdır. Veraset temelli bir liderlik sistemi İran İslam Cumhuriyeti’nde yasal ya da kavramsal olarak mevcut değildir.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha